Espresso Makinelerinin Tarihi ve Teknolojik Evrimi
Hız İhtiyacı, Buhar Çağı ve Espresso Makineleri
Espresso makinesinin icadı aslında 19. yüzyıl Avrupa'sının sosyal, endüstriyel ve ticari dinamiklerinin kaçınılmaz bir sonucuydu. 1800'lü yıllarda kıta genelindeki kafeler kültürel ve entelektüel yaşamın merkezleri haline gelmişti. Yani kahve sektörü Avrupa'da devasa bir iş kolu olmuştu. Ancak bu canlı pazar, kritik bir darboğazla karşı karşıyaydı: bekleme süresi. Geleneksel demleme yöntemleri, tek bir fincan kahvenin hazırlanmasının beş dakikaya kadar sürmesine neden olabiliyordu. Sanayi Devrimi'nin zirvesindeyken, verimlilik her şeydi ve kahve makinelerindeki bu yavaşlık, ticari açıdan kabul edilemezdi.
Mucitler ve girişimciler, endüstriyel verimliliğin simgesi olan buhar gücünü, kahve demleme süresini azaltmak için bir fırsat olarak gördüler. Temel motivasyon, daha iyi bir lezzet arayışından çok, daha hızlı bir hizmet sunma ihtiyacıydı. Kafe sahipleri, müşteri memnuniyetini ve ciroyu artırmak için "anında" hazırlanabilen bir kahve içeceğine şiddetle ihtiyaç duyuyorlardı. Hatta Luigi Bezzera'nın ilk motivasyonlarından birinin, çalışanlarının kahve molalarını kısaltarak verimliliği artırmak olduğu bile rivayet edilir.
Kısacası espressonun kökenini aslında lezzet değil, ticari optimizasyon ve endüstriyel hızla alakalıdır.
Nitekim "Espresso" adının kendisi de bu endüstriyel kökeni yansıtmaktadır. "Espresso" kelimesi, İtalyancada "hızlı" veya "ekspres" anlamına gelir. Espresso terimi ise hem kahvenin müşteriye "özel" (expressly) ve "anında" hazırlanmasına atıfta bulunuyor hem de o dönemin en modern teknolojisi olan "ekspres" trenlere de doğrudan bir gönderme yapıyordu. Dolayısıyla espresso ismi, kahvenin kendisi kadar buhar gücü, hız ve modernite gibi Endüstriyel Devrim değerlerini de bünyesinde barındıran bir pazarlama ve kültür terimiydi.
İlk Espresso Makinesi Patenti: Angelo Moriondo'nun (1884) "Anlık" Toplu Demleme Makinesi
Espresso makinesinin kökeni tipik olarak İtalya'nın Torino şehrinden Angelo Moriondo'ya atfedilir. Moriondo, 16 Mayıs 1884'te (bazı kaynaklarda 6 Haziran 1884 patent tescili olarak geçer) "kahve içeceğinin ekonomik ve anlık hazırlanması için yeni buharlı makine" ("new steam machinery for the economic and instantaneous confection of coffee beverage") başlığı altında 33/256 numaralı patenti almıştır.
Moriondo'nun "Espresso" Makinesi
Moriondo'nun kahve makinesi tasarımı, dönemine göre ilericiydi ve iki ayrı kazandan oluşuyordu. Birincil büyük kazan, suyu ısıtarak yaklaşık 1.5 bar buhar basıncı üretiyordu. Bu basınç, sıcak suyu öğütülmüş kahve yatağından geçiriyordu. İkinci kazan ise, demlemeyi tamamlamak veya kahve yatağını "flaşlamak" için ek buhar üretiyordu. Tarihçi Ian Bersten'e göre bu, "buhar ve su beslemesini kahve üzerinden ayrı ayrı kontrol eden ilk İtalyan bar makinesiydi".
İlk Kahve Makinelerinin Toplu Demleme ve Ticarileşme Başarısızlığı
Moriondo'nun icadının devrimci doğasına rağmen, modern espresso anlayışından temel bir farkı vardı. Moriondo'nun makinesi, single shot kahve için tasarlanmamıştı. Moriondo'nun cihazı, 1884 Turin Genel Fuarı'nda sergilenmek üzere yapılmış bir "toplu demleme" makinesiydi.
Moriondo, mucit zihniyetine sahipti fakat bir girişimci vizyonu yoktu. İcadını asla endüstriyel ölçekte seri üretime geçirmedi. Sadece birkaç adet el yapımı prototip üretti ve bunları kendi ticari işletmelerinde bir "promosyonel cazibe" ve "pazarlama aracı" olarak "kıskançlıkla korudu".
Sonuç olarak Moriondo, buhar basıncıyla hızlı kahve demleme konseptinin patentini almış olsa da, bugün "espresso" olarak bildiğimiz o kahvenin mucidi olarak kabul edilemez. O, bir sonraki nesil mucitler için "mümkün olanı" gösteren öncüydü.
Bezzera'nın İnovasyonu ve Pavoni'nin Vizyonu (1901-1906)
Moriondo'nun patentinden yaklaşık yirmi yıl sonra, espressonun ticari doğuşu Milano'da gerçekleşti. Milanolu bir mühendis ve "likör üreticisi" olan Luigi Bezzera, Moriondo'nun toplu buharla demleme konseptini alıp onu bireysel, "talep üzerine" (brew-to-order) fincanlar için uyarladı. Bezzera, Haziran 1901'de "kahve içeceğini hazırlamak ve hemen servis etmek için makinelerdeki yenilikler" başlığıyla patent başvurusunda bulundu (Patent No. 153/94, 61707, 5 Haziran 1902'de verildi).
Bezzera'nın Kilit Teknik İcatları
Bezzera'nın dehası, modern espresso makinelerinin bugüne kadar değişmeyen temel bileşenlerini icat etmesinde yatmaktadır:
- Grup Başlığı (Grouphead): Makinenin suyu fincana aktardığı standartlaştırılmış "istasyon". Bezzera'nın "Tipo Gigante" (Dev Tipi) olarak adlandırılan ilk tasarımı, 6 gruba kadar çıkabilen dikey bir kazana sahipti.
- Portafiltre (Portafilter): Öğütülmüş kahveyi tutan ve bir süngü (bayonet) mekanizmasıyla grup başlığına takılan, sökülebilir ve taşınabilir filtre kolu.
Portafiltrenin icadı, sadece teknik bir gelişme değil aynı zamanda bir hizmet devrimiydi. Moriondo'nun "toplu" demlemesinin aksine, her müşteriye "özel" olarak taze bir porsiyon hazırlanmasını sağladı. Hatta portafiltrenin icadı, "barista" rolünün doğuşunu tetikledi; artık bir makine operatörü değil, müşteriye anında hizmet sunan bir zanaatkarlar gerekliydi. Bunların yanı sıra portafiltrenin çıkarılabilir olması, kahve telvesinin hızlıca boşaltılmasını ve temizlenmesini sağlayarak verimlilikte devrim yarattı. Portafiltre, espressoyu bir ürün (toplu kahve) olmaktan çıkarıp bir hizmete (o an hazırlanan taze fincan) dönüştürdü.
Pavoni'nin Espresso Girişimi
Bezzera, parlak bir mühendis olmasına rağmen icadını pazarlayacak finansal güce sahip değildi. 1903 yılında Desiderio Pavoni, Bezzera'nın patentlerini satın aldı. Bu ortaklık, "Bezzera, Steve Wozniak ise Pavoni, Steve Jobs'tu" şeklinde özetlenebilir.
- Basınç Tahliye Valfi (Pressure Release Valve): Demleme bittikten sonra portafiltrede biriken buhar basıncını tahliye eden ilk valfi icat etti. Bu icat portafiltrenin güvenle çıkarılmasını sağlayarak baristanın sıcak kahve sıçramalarıyla haşlanmasını önledi ve süreci daha da hızlandırdı.
- Buhar Çubuğu (Steam Wand): Kazanda biriken artık buharı, sütü ısıtmak ve köpürtmek (cappuccino için) amacıyla kullanan buhar çubuğunu tanıttı.
1906 Milano Fuarı
İkili, Pavoni'nin "La Pavoni" şirketi altında üretilen ve "Ideale" (İdeal) adını verdikleri makineyi, 1906 Milano Uluslararası Fuarı'nda (Milan International Exposition) dünyaya tanıttı. İddiaya göre Pavoni'nin o an bulduğu bir isimle, stantlarının üzerindeki "caffé espresso" tabelası, bu terimi popülerleştirdi ve dünyanın ilk "espresso barlarından" birini yarattı.
Bu birinci nesil espresso makineleri ticari bir başarıya dönüştü ve Pavoni'nin tasarımı on yıldan fazla bir süre piyasayı domine etti. Ancak bu makinelerin temel bir kusuru vardı: hala Moriondo'nun buhar basıncı prensibiyle çalışıyorlardı. Sadece 1.5 ila 2 bar arasında düşük bir basınç üretebiliyordu. Bu düşük basınç ve (100°C'nin üzerindeki) aşırı ısıtılmış buharın kullanılması, kahvedeki acı ve istenmeyen bileşenleri açığa çıkarıyor ve "yanık" bir tat yaratıyordu.
Kahve tarihçisi Jonathan Morris'in de belirttiği gibi, bu dönemde elde edilen espresso kahvesi "bugünkü filtre kahvenin biraz konsantre bir versiyonu" gibiydi ve modern espressonun zengin gövdesi ve kremasından yoksundu. Ayrıca bu makinelerin başarısı lezzetlerinden çok hızlarına dayanıyordu. Buhar, hız sorununu çözmüş ancak bir tat sorunu yaratmıştı. Bir sonraki büyük icadın, hızı korurken bu tat sorununu çözmesi gerekecekti.
Gerçek Espressonun Doğuşu: Achille Gaggia ve Yüksek Basınç Devrimi (1938-1947)
1930'lara gelindiğinde Pavoni tipi dikey, buharlı "sütun" makineler İtalyan kafelerinde standart hale gelmişti. Ancak Milanolu kafe sahibi Giovanni Achille Gaggia (1895-1961), bu makinelerin ürettiği "acı, koyu ve yanık" tattan kişisel olarak hoşnut değildi. Ailesinin işlettiği Caffè Achille'de çalışırken müşterilerin tercihlerinin değiştiğini ve kahve ekstraksiyon sürecinin hem lezzet hem de görünüm açısından iyileştirilmesi gerektiğini fark etti.
Buharsız Sistemin İcadı
Gaggia'nın hedefi, basınç kaynağı olarak buharı denklemden tamamen çıkarmaktı. 1930'larda mühendis Antonio Cremonese ile işbirliği yaparak buhar yerine basınçlı sıcak su kullanacak bir sistem üzerinde çalışmaya başladı.
Bu arayış iki aşamalı bir patent sürecine yol açtı:
- 1938 Patenti ("Lampo" Sistemi): 5 Eylül 1938'de Gaggia, "Lampo" (Yıldırım) adını verdiği buharsız bir sistem için 365726 numaralı patenti aldı. Bu sistem, basınçlı sıcak suyu kahveden geçirmek için bir vidalı piston (screw piston) mekanizması kullanıyordu.
- 1947 Patenti (Yaylı Pistonlu Kol): İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Gaggia vidalı sistemi mükemmelleştirdi ve 1947'de, espressoyu sonsuza dek değiştirecek olan devrim niteliğindeki yaylı pistonlu kol (spring-piston lever) mekanizmasının patentini aldı.
Pistonlu Kol Mekanizmasının Dünya Kahve Ekosistemine Etkisi
Gaggia'nın yeni sistemi, espresso tarihindeki temel paradigmayı değiştirdi. Pavoni dönemi makinelerinin sorunu, basınç ve ısının (buhar) ayrılmaz bir şekilde bağlı olmasıydı; daha fazla basınç, kahveyi yakan daha yüksek sıcaklık anlamına geliyordu. Gaggia'nın dehası, ısıyı (kazandan gelen sıcak su) ve basıncı (mekanik bir yay) birbirinden ayırmaktı. Bu adeta termodinamik bir devrimdi.
Mekanizma şu şekilde çalışıyordu:
- Kurma (Su Girişi): Barista, makineye bağlı ağır bir kolu (lever) aşağı çekerdi. Bu hareket, güçlü bir yayı sıkıştırır ve aynı anda bir pistonu kaldırarak kazandan gelen yaklaşık 90°C'deki sıcak (ama kaynamayan) suyun piston silindirine dolmasını sağlardı.
- Ekstraksiyon (Basınç): Barista kolu serbest bıraktığında, sıkıştırılmış yayın muazzam mekanik gücü pistonu aşağı iterdi.
- Yüksek Basınç: Bu mekanik kuvvet; silindirdeki suyu, buhar makinelerinin 1.5-2 bar'lık basıncının katbekat üzerinde, 8 ila 10 bar arasında bir basınçla öğütülmüş kahve yatağından geçirirdi.
Devrim Niteliğindeki Sonuç: "Crema Naturale"
Buhar yerine aşırı yüksek basınçlı su kullanmanın beklenmedik ve mucizevi bir sonucu oldu. Bu yüksek basınç, kahve çekirdeklerinin içinde hapsolmuş karbondioksiti (CO2) ve aromatik yağları zorla suya karıştırarak bir emülsiyon yarattı.
Sonuç, içeceğin üzerinde "zengin, altın rengi bir köpük" tabakasıydı: crema. Bu krema buhar makinelerinin üretemediği bir şeydi. Gaggia, bu yeni içeceği başlangıçta "caffe creme" olarak pazarladı. Çünkü krema tabakası, espressonun "kendi kremasını ürettiğini" gösteriyordu. Bu "crema naturale" (doğal krema), Gaggia'nın yüksek basınçlı su hipotezinin görsel, somut kanıtıydı ve anında bir espressonun kalitesinin ve "gerçekliğinin" birincil göstergesi haline geldi. Gaggia böylece sadece makineyi değil, modern espresso içeceğinin tanımını da icat etmişti.
Kültürel Etki
Gaggia'nın kol makinesi, espresso kültürünü de şekillendirdi. Örneğin "bir shot çekmek" (pulling a shot) deyimi, doğrudan baristanın bu kolu aşağı çekme eyleminden doğdu. Ayrıca, piston silindirlerinin kapasitesi yaklaşık 30 ml olduğundan, bu mekanik kısıtlama, modern "tek shot" espresso standardının temelini attı. Teknoloji, içeceğin hacmini standartlaştırmıştı. Gaggia, 1948'de Tipo Classica modelini üretmek için şirketini kurdu ve "crema" devrimini başlattı.
Ernesto Valente ve Faema E61 (1961)
Achille Gaggia'nın yaylı pistonlu kolu, espressonun lezzet sorununu çözmüş ve "crema"yı yaratmıştı. Ancak bu ikinci nesil espresso makineleri, yeni bir dizi sorun ortaya çıkardı:
- Fiziksel Efor: Yayı sıkıştırmak için kolu aşağı çekmek, barista için ciddi bir fiziksel güç gerektiriyordu.
- Tutarsızlık: Her baristanın uyguladığı güç ve zamanlama farklıydı, bu da shot'lar arasında tutarsızlığa yol açıyordu.
- Güvenlik Riski: Kolların aniden geri tepme ("spring back") riski vardı, bu da baristalar için bir yaralanma riski oluşturuyordu.
Bu sorunların çözümü, Gaggia'nın eski ortaklarından Carlo Ernesto Valente'den geldi. Valente, 1961 yılında kendi şirketi FAEMA (Fabbrica Apparecchiature Elettro Meccaniche e Affini) altında, adını o yıl gerçekleşen tam güneş tutulmasından (Eclipse) alan E61 modelini piyasaya sürdü. E61, Gaggia'nın mekanik devrimini, elektromekanik bir devrime dönüştürdü ve günümüzdeki ticari makinelerin temelini oluşturan üç temel inovasyonu tanıttı.
İnovasyon 1: Elektrikli Pompa
E61, Gaggia'nın emek yoğun yaylı kolunu, motorlu bir elektrikli pompa ile değiştirdi. Bu elektrikli pompa, espressoda tutarlılığı yakalamak için atılan devasa bir adımdı. Artık basınç, baristanın kas gücüne veya buharın değişkenliğine bağlı değildi; makinenin mühendislik hassasiyetine emanet edilmişti. Valente, bu pompayı sabit ve tutarlı bir 9 atmosfer (9 bar) basınç sağlayacak şekilde ayarladı. Bu seviye, o zamandan beri espressonun "altın standart" haline geldi.
İnovasyon 2: Isı Değiştirici ve Termosifon Sistemi
E61'in asıl dehası; pompasından çok, devrimci sıcaklık yönetimi sistemindeydi. Gaggia'nın makineleri, demleme için doğrudan kazandaki sıcak suyu kullanıyordu. E61 ise iki parçalı bir sistem getirdi:
- Isı Değiştirici (Heat Exchanger): Pompa, suyu kazandan değil, doğrudan soğuk şebeke hattından (tap water) çeker. Bu taze su, ana buhar kazanının içinden geçen sarmal bir bakır boru aracılığıyla grup başlığına giderken "anında" ısıtılır. Böylece demleme suyu her zaman taze olur ve birden fazla espresso yaparken kazanın yeniden dolmasını beklemeyi ortadan kaldırır.
- Termosifon Sistemi: E61'in ikonik, açıkta duran grup başlığı, yaklaşık 4 kg ağırlığında krom kaplı pirinçten yapılmıştır. Bu devasa kütle, yüksek termal atalet (thermal inertia) sağlar (yavaş ısınır, yavaş soğur). Bu grup başlığının içinden, ısı değiştiriciden gelen suyun sürekli olarak dolaştığı bir döngü (termosifon) geçer. Bu pasif dolaşım, makine boşta dururken bile grup başlığını mükemmel demleme sıcaklığında ve son derece kararlı tutar.
İnovasyon 3: Mekanik Ön Demleme (Pre-infusion)
Son olarak E61'in karmaşık valf sistemi, pompa tam 9 bar basınca ulaşmadan önce, suyun kahve yatağına düşük basınçta girmesine izin vererek "ön demleme" yapar. Bu işlem kahve "puck"ını nazikçe ıslatır, kanallaşma riskini azaltır ve daha eşit bir ekstraksiyon sağlar.
Paslanmaz çelik tasarımı, teknik yenilikleri ve çok yönlülüğü ile E61, anında başarılı oldu ve modern espresso makinesinin hem teknik hem de estetik planı haline geldi. Bugün bile Rocket, Bezzera ve Profitec gibi düzinelerce üretici, E61 grup başlığının bu 60 yıllık tasarımını kullanmaya devam etmektedir.
Küreselleşme, Demokratikleşme ve Kültürel Etki
Ev Tipi Espresso Makinelerinin Doğuşu
Achille Gaggia, "crema" devrimini kafelerin yanı sıra evlere de taşımak istedi. 1952 tarihli bir patentle piyasaya sürülen Gaggia Gilda, "ev içi kullanım için ilk kollu makine" olarak kabul edilir. İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya'sında bir modernite ve lüks simgesi olan bu ev tipi makine, yine de ekonomik bir engele takıldı: 35.000 liretlik fiyatı, o dönemde ortalama bir işçinin aylık maaşına eşitti, bu da onu bir niş ürün haline getirdi. Daha sonra 1970'lerde Gaggia Baby ve 1991'de ikonik Gaggia Classic gibi modeller, ev tipi espressoyu daha geniş kitleler için erişilebilir hale getirdi.
Küresel Yayılma ve Kahve "Dalgaları"
Espresso, 1950'lerde öncelikle İtalyan göçmenler aracılığıyla İtalya sınırlarının dışına yayıldı. Londra, New York, San Francisco ve Melbourne gibi büyük şehirler, espresso makinesini merkezine alan ve 1950'lerin karşı kültür hareketlerine ev sahipliği yapan yeni bir kafe kültürünün yuvaları haline geldi. Bu yayılma, kahve kültüründe "dalgalar" olarak bilinen farklı aşamaları tetikledi:
- İkinci Dalga (Second Wave): 1970'ler ve 1980'lerde, özellikle Starbucks gibi zincirler aracılığıyla ABD'de başladı. Bu dalga, espressonun anlamını değiştirdi. Odak noktası, espressonun kendisi değil, espresso bazlı içecekler (Latte, Cappuccino, vb.) oldu. Espresso, bir son ürün olmaktan çok, daha büyük, tatlı ve sütlü içecekler için bir "baz" veya "bileşen" haline geldi. Bu ticari model, Gaggia veya Faema'nın geleneksel makinelerinden ziyade, daha az eğitim gerektiren ve daha hızlı olan otomatik espresso makinelerinin yükselişine yol açtı.
- Üçüncü Dalga (Third Wave): 2000'lerin başından itibaren, İkinci Dalga'nın ticarileşmesine bir tepki olarak "Üstün Nitelikli Kahve" (Specialty Coffee) hareketine odaklanan "Üçüncü Dalga" başladı. Üçüncü Dalga akımı kahveyi; çekirdeğin menşei yerine çiftliğine, çekirdek çeşitliliğine ve taze kavurmaya odaklandı. Baristalar, ekstraksiyonu hassas bir şekilde kontrol etmek için basınç profilleme veya dijital sıcaklık kontrolü gibi gelişmiş özelliklere sahip makineler kullanmaya başladılar.
Bu zanaatkarlık odağı, doğrudan ev kullanımına da yansıdı. Ev tipi espresso makineleri ve yüksek kaliteli öğütücüler satışlarında büyük bir artış yaşandı. Özellikle 2020 ve sonrası, espresso hazırlamayı bir zorunluluktan bir hobiye dönüştürdü. Ev tipi makine, artık sadece bir cihaz değil, "Üçüncü Dalga" değerlerini benimseyen bir profesyonel-tüketici kimliğinin bir parçası haline geldi.
Üç Nesil İnovasyonun Analizi
Espresso makinesinin tarihi, her biri bir öncekinin temel sorununu çözmek için tasarlanmış üç farklı teknolojik neslin evrimidir.
Birinci Nesil (Buhar | 1884-1940'lar)
Öncüler: Moriondo, Bezzera, Pavoni.
Amaç: Hız.
Teknoloji: 1.5-2 bar düşük buhar basıncı.
Sorun: "Yanık" ve kremasız tat.
İkinci Nesil (Piston | 1947-1960'lar)
Öncü: Achille Gaggia.
Amaç: Lezzet.
Teknoloji: 8-10 bar manuel yaylı piston.
Miras: "Crema"nın icadı. Tat sorununu çözdü ancak tutarsızdı.
Üçüncü Nesil (Pompa | 1961-Günümüz)
Öncü: Ernesto Valente (Faema E61).
Amaç: Tutarlılık.
Teknoloji: Sabit 9 bar elektrikli pompa ve ısı değiştirici.
Miras: Modern makinenin temeli.
Tarihten bu yana espresso makinelerinin farkları:
| Farklar | Nesil 1: Buhar (Moriondo / Pavoni) | Nesil 2: Piston (Gaggia) | Nesil 3: Pompa (Faema E61) |
|---|---|---|---|
| Dönem | 1884 - 1940'lar | 1947 - 1960'lar | 1961 - Günümüz |
| Öncü Mucit(ler) | Angelo Moriondo, Luigi Bezzera, Desiderio Pavoni | Achille Gaggia | Ernesto Valente |
| Basınç Kaynağı | Doğrudan Kazan Buharı | Manuel Kol (Yaylı Piston) | Elektrikli Motorlu Pompa |
| Uygulanan Basınç | 1.5 - 2 Bar (Düşük, Değişken) | 8 - 10 Bar (Yüksek, Değişken) | ~9 Bar (Yüksek, Sabit) |
| Sıcaklık Kararlılığı | Zayıf (Aşırı ısıtılmış buhar) | Orta (Kazan suyuna bağlı) | Yüksek (Isı Değiştirici / Termosifon) |
| Sonuçtaki İçecek | Acı, "yanık" tat, kremasız. "Konsantre filtre kahve" | "Crema Naturale", yoğun gövde. Modern espressonun doğuşu. | Tutarlı, aromatik, zengin kremalı. |
| Çözülen Sorun | Demleme hızı | Buharın yaktığı lezzet | Manuel efor ve tutarsızlık |
| Kalıcı Miras | "Espresso" kavramı; Portafiltre | "Crema"; "Shot çekmek"; 30ml standart | 9 Bar standardı; E61 grup başlığı; Isı değiştirici |
Espresso Makinelerinin Kısa Tarihi
1884
Nesil 1: Buhar (Fikir)
Angelo Moriondo, buhar gücüyle "anlık" kahve demleyen toplu demleme makinesinin patentini alır. Amaç hızdır.
1901
Portafiltrenin İcadı
Luigi Bezzera, "tek porsiyon" demlemeyi mümkün kılan portafiltre ve grup başlığının patentini alarak espressoyu bir "hizmete" dönüştürür.
1906
Ticari Başlangıç
Desiderio Pavoni, Bezzera'nın patentlerini ticarileştirir ve "Ideale" makinesini 1906 Milano Fuarı'nda "Caffè Espresso" adıyla tanıtır.
1947
Nesil 2: Kremanın İcadı
Achille Gaggia, buharı devreden çıkaran yaylı pistonlu kolun (8-10 bar) patentini alır. Yüksek basınç, "Crema Naturale"yi yaratır.
1961
Nesil 3: Modern Arketip
Ernesto Valente, Faema E61'i piyasaya sürer. Sabit 9 bar elektrikli pompa ve ısı değiştirici, modern makinenin standardını belirler.


